Sosyal Medya

Nihat Genç’ten Altaylı’ya çok ağır ‘küfür kıyamet’ yanıtı

Medya

Nihat Genç’ten Altaylı’ya çok ağır ‘küfür kıyamet’ yanıtı

Nihat Genç, Fatih Altaylı’ya yanıt verdi.

Fatih Altaylı kendisini eleştiren Nihat Genç’e hitaben köşesinden mektup yayınlamıştı. Altaylı “Hep başlayıp uzunluğundan dolayı bir türlü bitiremediğim yazılarınızda sizden daha fazla küfreden, hakaret eden birini ben tanımıyorum.” diye yazmıştı.

Genç bugün Odatv’de yayınlanan yazısında Altaylı’ya yanıt verdi. Genç “Küfür kıyamet” başlıklı yazısında şunları ifade etti;

1997’de 48 öğrenci Mercedes otobüsünde Mercedes firmasının kusuru olarak kapıları açılmayıp yanarak ölür, ve Fatih Altaylı, yanarak ölen 48 öğrenciyi değil Mercedes firmasını kayıran bir yazı yazar.

Yanarak ölen 48 öğrenciyi değil patronları savunmak, ne diye zahmete katlansınlar, 48 öğrenciyi savunurlarsa işlerinden olurlar, yanarak ölmek bu kadar korkunç ölümler karşısında dahi vicdanları kör! Bu kadar kayıtsız insanlara mermi işler mi hukuk işler mi güç yeter mi?

Patronların iktidarların halka savaş açtıkları o metal suratlar hiç değişmezler hiç utanmazlar.

Utanmadıkları için hala ordalar!

Yoksa bu ülkeye Allah ibreti alem olsun diye heykellerini mi dikti Engin Ardıç, Fatih Altaylı, Serdar Turgut ve nicesinin, ne çürürler ne kokarlar!

Kokmaz çürümez bu heykeller otuzar yıllarını doldurduklarına göre medyamızın ‘afrodit’ güzelleri bu anıtlar.

BUNLAR KÜFÜR DEĞİL Mİ

Modern dünyanın gerçek şiddeti, o boş ifadesiz duygusuz suratlar, ne eksilir, ne kaybolur?

Çok bilinen iletişim teorisi: modern dünyanın gerçek terörü: o boş suratlar.

Neoliberallerin çetelerin vakıfların patronların insanlığın ve uygarlığın yıkımında kullandığı: o boş suratlar.

Patronlarının madenlerinde gariban işçiler öldüğünde, Gezi’de Irak’ta alkışladıkları özgürlük savaşçıları Amerikan savaş makineleri yüzbinlerce çocuğu öldürdüğünde, hep, o boş duygusuz montaj suratlar.

Ne cevap verirler ne konuşurlar ne suçludurlar ne sorumludurlar, şık takım elbiseleri ve parlak ayakkabılar ve maaşlar yerinde mi, yerinde, eyvallah, no problem.

Türk medyasında en çok ‘b.k’ ve ‘fahişe’ kelimelerini kullanan Fatih Altaylı, çok kısa çok özlü yazıyormuş, aferin, bunlar küfür değil.

Türk medyasında aralıksız yirmi yıl penis yazıları yazan Serdar Turgut sevgili köşe komşusu, bu penislerin her biri sanat harikası, hiç biri küfür değil.

‘Halkın .mına koyan’ patronları, bunlar hiç küfür değil.

Köşe komşusu iktidarın gözdesi Nagehan Alçı, Atatürk’e diktatör diye sallar, bu da küfür değil.

Yere göğe koyamadıkları Orhan Pamuk sırf statükonun gözünü girip ödül alabilmek için Türkler otuz bin Kürt bir milyon Ermeni öldürdü der, bu da hiç küfürden sayılmaz.

Kankası şarlatan Celal Şengör Kanuni’ye ‘salak’ der, ayol yani, bu hiç küfür olur mu?

Onlarca yıl aralıksız ekranlarında ağırladıkları Nazlı Ilıcak soylu Türk askerlerine hayvan pornosu iftiraları atar, bu da küfür sayılmaz.

Onlarca yıl ekranlarında FETÖ’nün savcılarının sabahlara kadar .ötlerini yalarlar, ayol yani, bu da hiç küfür olur mu?

Yalaya yalaya FETÖ’leri iktidarları, sonunda yaladıkları yere benzer suratları, ve yaladıkları yerlerin kılları suratlarına yapışıp kıllıklarıyla kişilikleşirler ve bu suratla insan içine ekrana çıkarlar, bu b.klu kıllar da hiç küfürden sayılmaz.

NİHAT GENÇ’E KÜFÜRLÜ YAZIYOR DİYE İFTİRA ATMAYIN

Ne küfrü canım, kendileri medyamızda sağlık afiyet mutluluk güneş gibi parlıyorlar, küfürlü yazan kim, bizmişiz?

Nihat Genç’e küfürlü yazıyor diye iftira atmayın, küfürlü ne yazmışız, mesela bundan yirmi beş yıl önce, şöyle bir başlık atmışız: Alayının .mına Koyum.

Şimdi bu küfür mü bir ‘öngörü mü?’. Alayı casus hırsız çıkmadı mı?

15 Temmuz’dan sonra bir memleket dolusu insan yazar ağız dolusu çığlık çığlığa ‘alayının .mına koyum’ diye yeri göğü inletmedi mi?

Nihat Genç küfürlü yazıyormuş, iftira etmeyin, ne yazmışız, yetmez ama evet anayasasıyla FETÖ hukuk kurumlarını ele geçirince, o günlerde haşa Allah gibi tapındıklarına karşı şöyle yazmışız:

‘Şeytanın .mları!”

Bu küfür mü şimdi, önünde diz çöküp her akşam ağırladığınız savcıların hepsi şeytanın .mı çıkmadı mı?

Pencere camındaki sinek b.kuna dahi sulanıp şehvete gelen tarikatçılar cemaatçiler hocalar dinciler sabaha kadar ekranlarınızda ayet ayet ağırlanmadı mı?

Üstelik Nihat Genç’in bu küfürleri sayılmaz çünkü bu küfürler 17-25 Aralık’tan önceydi(!)

Yanisi, yaladıkları yere benzeyen bu suratlara patronların halkın sırtında şaklattığı bu yağlı kırbaçlara, küfür nedir ne değildir, öğretmek lazım.

Ey hep hiç bir şey olmamış gibi yine ekrana çıkıp evrenin bütün problemlerini bir saat içinde çözüveren, huzur mutluluk refah dolu ülkemizin en güzel yüzleri en özgürlükçü aydınları!

Sıcak keyifli ekranlarınız ne hoş, FETÖ doksan bin casusu silahlı kuvvetlere hukuk kurumlarına salak kullanışlı maşa işbirlikçi hem emmeye hem gömmeye gelen bu boş suratlarla soktu.

Bir memleket yıkıldı koskoca ordu tasfiye oldu, bakın hala ne şaşkınlar ne zihinleri dağınık, ah ekranlarınız hala sıcacık ışıl ışıl.

Soma’da Gezi’de Suriye’de hendeklerde gencecik insanlar ölürken ekranlarında hep ne Tanrısal zarafet bu, bu ne saf güzellik, ah o ne mucizevi şaşmaz yorumlar? O boş suratlarınız ne büyük bir gizli tünel ne büyük fare deliğiymiş FETÖ’nün yüzbinlerce casusu usulca o suratlardan giriverdi.

Bunca casus o ahlaksız delik deşik ekranlarınızdan girdi ve ama parlak ayakkabılarınız şık elbiseleriniz ışıklı ekranlarınız hiç değişmedi.

Şu yüzsüzlük kuvvetine bakın Zafer Çağlayan’ın saatini dahi savunmak, bunların hiç biri halka millete hukuk’a insanlığa küfür değil. Alo Fatih, iktidarın anketlerini k.çını yalamak, bunların hiçbiri küfür değil.

Halkı eşek yerine koymak hiç küfür değil, onlarca yıl ekranlarınızda etnik bölünmeyi masaya koyup tartışmak sonra hendeklerde binlerce genci öldürmek, bunlar da hiç küfür değil.

Ve hala bu küfürlerin hiç biri ekranların aşırı ışıklı aydınlığında hiç görünmez sanacak kadar bizi aptal yerine koyuyorlar.

NİHAT GENÇ ANA AVRAT DÜZ GİTTİ

Gelelim meseleye, küfür nedir ne değildir? Fransız edebiyat eleştirmeni Roland Barthes’in lafıdır, şöyle der: ‘ulan ibneler’ lafı edebi midir?

Şöyle devam eder, şayet bu ‘ulan ibneler’ lafı Fransız İhtilali’nin ilk günlerinde isyancıları destekleyen bir gazetenin başyazısının başlığıysa (yani ulan ibneler başlığıyla kralı ve sarayı hedef alıyorsa) edebi bir cümledir!

Türkçeye tercüme edelim, alayının .mına koyum ve şeytanın .mları lafları ‘edebi’ bir cümledir, çünkü?

‘Korku’ iktidarında en büyük edebi başarı, en galiz küfürlerle, korkudan sinmiş ve köpekleşmiş medyasına alayına meydan okuyabilmektir.

İktidar korkusu patron korkusu maaşsız işsiz kalırım korkusuyla köpekleşmiş insanlar patronlarına iktidara emperyalistlere, küfür edemez!

Mercedes içinde 48 genç yanarak ölünce Mercedes firmasına küfür edemediniz, Nihat Genç etti, Soma’nın patronlarına küfür edemediniz, Nihat Genç etti, diktatörünüze ağız dolusu sallayamadınız Nihat Genç etti, sümüklü mehdinize korkudan ağzınızı açamadınız Nihat Genç hiç susmadı. Suriye’de savaşa koşan manyak devlet adamlarına korkudan ağzınızı açamadınız Nihat Genç ana avrat düz gitti.

Nihat Genç savaş makinelerine ve işbirlikçilerinin yedi sülalesine ana avrat düz gitmeye devam edecek.

Ve siz tavşan b.kları, krallara diktatörlere şeyhlere tarikat sapıklarına savaş makinelerine küfür edemezsiniz, siz ancak, garibana, avukatsıza, ezilene, altta kalana, çaresiz insanlara, hakkını arayacak sesini çıkartacak gücü olmayanlara, tazminatsız kovulanlara küfür edersiniz.

Üstelik size sahipsiz yoksul insanlarla dalga geçmeniz alay etmeniz küfür etmeniz için maaş verilir, ekranlar sabaha kadar açılır.

Ve asıl küfür halka yalan söylemektir, patronları ve iktidarının çıkarına haberleri manipüle etmektir.

Asıl küfür göz göre patronlarının maaşlı köpekliğiyle gerçekleri bilgiyi çarpıtmaktır, halkı kandırmaktır, patronların ve iktidarın yalanlarını kumpaslarını perdelemektir.

Canı yanan hakkı yenen ezilen dövülen sorgusuzca içeri tıkılan hukuksuzca infaz edilen insanların tek silahıdır küfür, ne yani göte göt de mi demeyelim.

YEDİ SÜLALENİZE KÜFÜR EDE EDE GELİP HALA UPUZUN HİKAYELERİNİ MİLYONLARA OKUTABİLEN, NİHAT GENÇ’TEN BAŞKA KİM KALDI

Ağız dolusu canımız yana yana kaç kez, ve ama Kocaeli depreminin müteahhitleri unutuluyor, FETÖ gidiyor, Soma gidiyor, Gezi gidiyor, Susurluk gidiyor, Türk askerini iftiralarla kelepçeleyenler gidiyor, medya patronlarının hırsızlıkları unutuluyor, ve geriye dönünce, bütün bu felaketlerin ihanetlerin hiç biri olmamış gibi, hiçbiri yaşanmamış ve biz deliler gibi sokaklarda küfür etmişiz, sadece bizim küfürlerimiz hatırlanıyor, demek ki, nam salmış iz bırakmışız, madalyamız, onurumuz, insanlığın halkın sesi olmuşuz.

Otuz uzun yıl kaç kişi kovuldu kaç yüz kişi sansürlendi kaç bin kişi tırsıp kaçtı, otuz uzun yılın sansürlerine rağmen otuz uzun yıl marş söyler gibi yedi sülalenize küfür ede ede gelip hala upuzun hikayelerini milyonlara okutabilen, Nihat Genç’ten başka kim kaldı?

Küfür halkın zırhı kalkanıdır, yok edemediğiniz piyasadan silemediğiniz için bu uzun yazıları alayınızın toplamından daha çok okuttuğu için, içimden geldi, aşk ile bir daha Yaşasın Nihat Genç!

Asıl küfür, Soma’yı Gezi’yi FETÖ’yü nice felaketi ihaneti perdeleyip Kur’an ayetlerini harflerle kodlayıp sayıp keramet bilgileri çıkartan cahil cühela Ömer Çelakıl gibi ucube yaratıkları ekrana çıkartmaktır.

Asıl küfür, halkla alay eder gibi, sıbyan mektebi’nde okumuş yani sadece ‘kur’an’ezberlemiş cübbeli hocaları ekrana çıkartıp patronlarının madenlerinde ölenler FETÖleri Gezileri Somaları perdelemek örtmektir.

Mesela aynı gazetede köşe komşusu Elif Şafak yıllarca FETÖ’ye ‘dostum’ yazıları yazdı, asıl küfür FETÖ’ye sevgilim dostum mektupları yazmaktır.

Asıl küfür FETÖ’yü dost edinen bu zavallıları büyük yazarlar diye ağırlamaktır, bu boş vasat insanları allame diye millete kakalamaktır.

Mesela, asıl küfür, Elif Şafak romanının adı ‘Piç’, kime piç diyor. Türk halkına piç diyor, asıl küfrün kendisi yüz binlerce çocuğa bu hainlerin romanlarını okutanlardır.

Mesela Celal Şengör Kanuni’ye ‘salak’ deyince küfür olmuyor ama Nihat Genç Celal Şengör’e şarlatan deyince küfür oluyor, neden, çünkü Celal Şengör bugünün iktidarına dünün FETÖ’süne daha önceki günün Kenan Paşalarına karşı rahatsız edici tek lafı yok.

Bu ‘küfür’ işi işte böyle çok muamma bir meseldir, sınıfına göre anlamına göre, tıynetine göre, adamına göre, değişir, mesela?

Köpek, uşak, onun bunun uşağı, vb. laflarının ‘küfür’ olabilmesi için, medya yazarlarının köpek, uşak, onun bunun adamı, olmamaları lazım.

Asıl küfür bu şaklabanın ‘yazar’ diye halka kakalanmasıdır.

BİR BİLİM TARİHÇİLİĞİ HEVESİ ÇOŞKUN DÜZEYDE AMA HEPSİ HEVES ÖLÇÜSÜNDE

Gelelim kankanız Celal Şengör’e. Bir öğretmen olabilir, dün bir kaç kitap okuyup bugün ekranda öğrendiklerini anlatabilir, ne hoş. Kendi alanında başarılı işler yapmış olabilir, ne kadar güzel.

Ben bir yazarım uzun yazılardan sıkılmam, mesela Celal Şengör’ün yüzlerce makalesini okudum, bir yarısı değil yüzde doksanbeşi boştur.

Şöyle, Celal Şengör ‘ün ‘popüler bilim’ için kullanılması faydalıdır, zaten kendisi de ekranda ‘magazin bilim’iyle meşgul oluyor. Doğa biliminin ve Darwin’in pek bilindik hikayeleri etrafında dönüp duruyor, cübbeli yerine daha faydalıdır.

Ancak yazıp söyledikleri ansiklopedik bilgilerdir. Bir bilim tarihçiliği hevesi çoşkun düzeyde ama hepsi heves ölçüsünde.

Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir günlerinde kalmış, sosyal tarihi sıfır, siyaset tarihi sıfır, sosyolojik bilgisi sıfır düzeyinde ve ahlak felsefesi hiç yok, ve kitaplarında bu konuların zerresi yoktur.

Peki sosyal tarih siyasal tarih ve sosyolojik bilgi ve ahlak ve felsefesi olmadan bu kadar çok dünya meselesini nasıl sırtlamaya çalışıyor, cevap: ansiklopedik bilgilerle ve ‘muasır medeniyete çıkma’ gazıyla.

Bugün ‘google’ diye bir şey var, Celal Şengör’ün yazıp çizdiklerine her liselinin ansiklopedilerden sözlüklerden ulaşması mümkündür.

Ayrıca Celal Şengör’ün beyni arızalıdır, takıntı ve saplantı had safhadadır, eski Yunan’da bir iki filozofa takılıp kalmış ve bütün aklı melekelerini bu iki filozofa takıntısıyla şekillendirmiş yanlış yola girmiştir, durup dinlenmesi yeniden formatlanması kendisine de hayırlı olur ama bir beş-on yılını alır, o uzun boşlukta ekranlarınız bu büyük kıymetten mahrum kalır.

Gelelim şarlatanlığa, ansiklopedik bilgilerle mesela Niçe, Kuhn, Russel ve Popper üzerine yazmak kolaydır ancak yorum-eleştiri-katkı geliştirmek mümkün değildir, işte aşağıya gelen yorumlarda otuz beş bin kitap okumuş yazılar var, doğu dünyasının o eski abartılı inançlarını gazlamak sihirbazlığın konusudur, bu şişirmeler büyünün konusudur bilimin değil.

Medyanın Orhan Pamuk ve Elif Şafak illüzyonlarını nasıl oluşturduğu herkesin malumu, etliye sütlüye patronun hırsızlıklarına iktidarın yolsuzluklarına hiç dokunmadan nasıl bilim nasıl aydın olunurun gerçek sihirbazlık öyküleridir bunlar.

Yalvarırım kendinizi ansiklopedilerle heder etmeyin sözlük bilgileriyle rezil etmeyin, birazcık siyasal tarih ve sosyal tarih okuyun, siyasetten bağımsız sanat ve bilim yoktur, üzgünüm böyledir, ekranlarınızda kasıla kasıla göğsüne takmaya çalıştığınız madalya, tenekedir.

Üstelik Kanuni’ye “salak” diyen Kenan Paşa diktatörüne övgüler düzen b.klu bir teneke, ışıklar parlak yaldızlı papyonlar içinde teneke ve b.ku görünmüyor olabilir, ama, bu ülkede okuma-yazma bilenler var, açıp bakıyoruz, tartıyoruz, değerlendiriyoruz, keşke kuru gürültünün şöhret budalalığının üstüne çıkabilecek uzun bir inzivayı göze alabilseydi.

Parlak yaldızlı simli papyonlar takıp elbiseler giymesi ışıklı ekranlarda konuşması otuz beş bin kitap istif etmesi gerçeği b.kun rengini değiştirmiyor.

Kimin yanındasınız siz kardeşim, iktidar eleştirilmeden iktidarın ekranı ve nüfuzuyla ‘bilim’ yapılamaz.

Gelen topa kafayı uzatmaya cesaret gösteremeyen fanus akvaryum içinde süslü balıklar gibi yaşayıp dünyaca ünlü bilim adamı yaygarasına ancak Ömer Çelakıl’ı Cübbeli hocayı izleyen kitleler aldanır.

Evet en hakiki mürşit ilimdir, evet ben de anladım, sonra?

Celal Şengör kankanıza söyleyin malumat başka şey ‘bilgi’ başka şeydir, pekala boş ekranları doldurmak için öğretmenlik yapabilir, ama bilimadamlığı yeri şöhretle papyon kravatla hevesle tantanayla gargarayla doldurulamayacak, başka bir meslek türüdür, (yüzlerce makale içinde nice sağ sol muhafazakar Çin Sovyetler nice takıntısı nice arızası var, laf uzar, değmez.)

Yazının özeti: Sadece ot ve et değil, şu park bahçelerde ve her yerde bulunan çalılardan yapılan çöpçü süpürgesini, bir ülke çalıdan yapılan çöpçü süpürgesini dahi Çin’den ithal eder hale nasıl geldi, otuz uzun yıldır çöp ve çalıdan adamları aydın gazeteci diye ortalığa saldığı için, meraları inşaata açıp ekranları yazar ve aydınların otlakları haline getirdiği için.

 

Medya Kategorisinden...

Yukarı
*