Connect with us

Kılıçdaroğlu Zarrab’a belgeleri kimin verdiğini açıkladı

Gündem

Kılıçdaroğlu Zarrab’a belgeleri kimin verdiğini açıkladı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin düzenlediği kadın buluşması etkinliğinde konuşuyor.

Cumhuriyet Halk Partisi  bu haftaki grup toplantısını Kadına Seçme ve Seçilme Hakkının 83. Yıldönümü nedeni ile düzenlenen “Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması”nda yaptı. Kılıçdaroğlu AKP’lilerin ajan olarak adlandırdığı Zarrab’a devlet sırlarını veren kişileri açıkladı.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle;
Bugün bizler Cumhuriyet tarihinin en önemli toplantılarından birisini yapıyoruz! Kadınların gücünün sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada hissedilmesini istiyoruz! Hakkı, hukuku ve adaleti kadınların gücü ile Türkiye’ye getireceğiz!
Kudüs, 68 kuşağından çok sayıda gencimiz Filistin’in özgürlüğü için mücadele için gittiler, Filistinlilere bu salondan selamlar gönderiyoruz.
1934’te Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilirken İsviçre, Yunanistan ve daha bir çok ülkenin kadınları seçme ve seçilme hakkına sahip değildi.
Cinsiyet kotasını en uygulanabilir duruma getiren Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Cinsiyet kotası, siyasi partiler yasasına da girmelidir.
Parlamentoda yüzde 33 cinsiyet kotası
Parlamentoda en az yüzde 33 cinsiyet kotası olmak zorundadır. Yakında Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirmek için kanun teklifi vereceği ve kimlerin evet dediğini kimlerin hayır dediğini sizlerle paylaşacağız.
Konya Ereğli’de 40 günlük Ayaz bebek donarak hayatını kaybetti. Bu kadının dramını Man Adasında şirket kuranlar anlayamaz!
15 Mart 2012, Emine Akçay Adana’da oturmaktadır, yoksuldur çocukları vardır. Raporda şöyle geçer; Emine Akçay cebindeki son 6 lirasına odun almak için oduncuya gitti. Sırtladığı çuvalla evine gelen Akçay, odunlar ıslak olunca sobayı yakamadı
Sobayı yakamayınca saç kurutma makinesini çalıştırarak çocuğunun eline tutturur ve diğer odanın tavanındaki demire bağladığı iple kendini asarak intihar eder. Ben bu düzene isyan ediyorum!
Hayatın acısını en derinden yaşayanlar; bu ülkenin kadınlarıdır. Açlıktan, soğuktan bebeğini kaybeden anneler. Annelerin dramını MAN adasında şirket kuranlar anlayamazlar
Bu söylediğim Man Adası’nda şirket kuranların değil binlerce kadının hikayesidir.
Bu ülkenin bütün kadınlarına sesleniyorum. Bu düzene evet diyorsanız ben buna isyan ediyorum. Emine Akçay’ları yaratan düzene isyan ediyorum. Çünkü ben Bülent Ecevit felsefesinden geliyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesinden geliyorum. Çünkü ben insanca ve hakça bir düzen istiyorum.
Sen kendi ülkende vergi ödememek için vergi cennetlerinde şirket kuransın. Sen ne millisin ne de yerlisin! Anca gayrimillisin!
Hala sorularıma yanıt vermiyorlar. Belgeler sahte diyorlar. Madem sahte neden konunun Meclis’te görüşülmesine engel oluyorsun.
Sevgili Erdoğan, doktorunu yanına al. Enişten Ziya Bilgen’in Man Adası’nda şirketi var mı? Enişten niye Man Adası’nda şirket kuruyor.
Bu vesile ile AKP’lilere seslenmek istiyorum. Daha görmeden belgeler sahte dediler. Belgeyi daha elinize almadınız. Sahtekarlar sizin elinize su dökemez. Vergi ödememek için her türlü sahtekarlığı yapıyorsunuz. Her türlü numarayı çekiyorsunuz. Ya ben eski mali uzmanım, merak etme ben senin hırsızlığını çok daha iyi ortaya çıkarırım.
Aklı evvel bir Akp’li vekil açıklama yapmış, Kılıçdaroğlu’nun evi aranmalı belgelere el konulmalı diyor. Sayın Külünk’ü eşi hanımefendiyle birlikte evime bekliyorum. Gelsin buyursun. Zengin bir evim, mobilyalarım yok. Arzu ederse kitaplarım var,alabilir.
Sen yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini istiyorsan tutuklu bütün milletvekillerini ve gazetecileri serbest bırakacaksın.
Yargıdan elini çekeceksin! Üniversitelere müdahale etmeyeceksin! Akademisyenleri görevine iade edeceksin!
Sanıyor ki, onlar bağırdıkça biz susacağız! Sen istediğin kadar bağır, bizi asla susturamayacaksın! Şantajla, tehditle devlet yönetilmez!
Kılıçdaroğlu kaya gibi bu ülkenin adaletini savunacak
Baronlar, karanlık güçler ve siz, Kılıçdaroğlu’nu nasıl yok ederiz projesi hazırlıyorsunuz. İstediğiniz projeyi hazırlayın, istediğinizi yapın. Kılıçdaroğlu kaya gibi bu ülkenin adaletini savunacak!
30 milyar dolar Suriyelilere harcadık diyorlar, sorduk nereye harcadınız diye. Recep Akdağ çıktı, yol yaptık bu yoldan Suriyeliler geçmiyor mu diyor. Allah akıl fikir versin.

“Sen ülkede ekonomiyi perişan ettin”

Ekonominin geldiği hale bakın. Mobilyanın başkenti İnegöl’e git yaprak kımıldamıyor. Sorumlusu kim? CHP diyecek. Doğru ya onlar ülkeyi yönetmiyor. Sen ülkede ekonomiyi perişan ettin. Sor bakalım çiftiye ‘Halin nedir?’ diye.

“‘Faizci Tayyip’ diyorlar 

Millet Tayyip için ne diyor? Faizci Tayyip. 15 yılda yurtdışındaki gruba ödediği faiz 145 milyon dolar. IMF’den borç almadık diyor. Doğrudur gittin tefeciden aldın. Enflasyonu da kontrol edemiyor. Bunlarda keyifli bir adam daha var Bekir Bozdağ. Karanlık güçler Kılıçdaroğlu’nun istifasını istiyormuş. Hükümet de istiyor. Karanlık ve güçler siz kol kola vermişssiniz Kılıçdaroğlu’nu nasıl yok ederiz projesi hazırlıyorlar. İstediğinizi yapın Kılıçdaorğlu bu milletin adaletini savunacak.

“Bu 20 milyar doları nerede harcadın?”

Bir şey daha sormuştum; Suriyelilere harcanan para. Bu 30 milyarı nerede harcadın? Recep Akdağ kalktı cevap verdi, Yol yaptık Suriyeliler geçmiyor mu? Allah akıl fikir versin. Bari aklı başında bir adam çıkarın doğru dürüst cevap versin. Abileri konuştu; Erdoğan. Söylediği rakamları topladım 9,5 milyar yapıyor. E kalan 20 milyar dolar nerede? Gözlerinden öpüyorum hala soruyorum Bu 20 milyar doları nerede harcadın?

“Bir şarlatana Türk bayrağını fon olarak kullandırtamazsın”

Gelelim Rıza Sarraf’a. Dün hayırsever bir iş adamıydı. Devletin protokolünde yer alıyordu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Rıza Sarraf, müsteşarlar, müdürler arka sırada. Havuz medyası, bu Rıza Sarraf’ı televizyona çıkardılar, arkasına Türk bayrağı koydular. Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağını fon olarak koyan havuz medyasını şiddetle kınıyorum. A Haber’i de kınıyorum, A televizyonunu da kınıyorum. Bir de tweet atıyorlar, şeref madalyası takmalıydık. Tak bakalım, nereye takacaksın, ama ben senin boynuna neyi takacağımı çok iyi biliyorum. Sen vatan hainisin. Bir şarlatana Türk bayrağını fon olarak kullandırtamazsın. Kullandırtan adam vatan hainidir. Bununla yetinmediler, bir rüşvetçiyi, bir sahtekarı oturdular Bakanlığa getirdiler, plaketler verdiler. Dış ticarete büyük katkılar yapıyormuş diye.

“Rüşvet alan bakanları akladılar” dedi… İsimlerini tek tek saydı 

Rüşvet alan bakanları akladılar. Yüce Divan’a gitmesini engellediler. Kimdi bu milletvekilleri. Hakkı Köylü, Yılmaz Tunç, Kemal Şerbetçioğlu, İlknur İnceöz, İsmet Su, Bilal Uçar, Mustafa Akış, Yusuf Başer, Ayşe Türkmenoğlu. Ben bunlara demiştim ki, siz Rıza Sarraf’ın önüne yattınız demiştim, kıyamet kopmuştu. Benim haklı çıktığımı daha iyi görüyorsunuz değil mi? Sarraf’ı serbest bıraktılar. Yurt dışına çıkış yasağını da kaldırdılar. Bu nasıl devlet anlayışıdır. Bu nasıl Rıza Sarraf sevgisidir. Amerika’da gözaltına alındı, bizimkilerde bir telaş. Amerika’ya gittiler adam vermiyor. Başbakan gitti, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı gitti, vermiyor adam. Amerikalıların da yaptığı zulüm. Sonra şeref madalyası takılacak kişiyi Amerika hapse attı. Nota verdik 2 sefer. Şimdi AK Partili kardeşlerimin vicdanına sesleniyorum. Bir sahtekar için, bir şarlatan için 2 kez nota veren hükümet Kuzey Irak’ta askerlerin başına çuval geçirildiğinde bir nota bile vermedi.

“ADAM SONUNDA BÜLBÜL KESİLDİ KONUŞMAYA BAŞLADI”

Korku neydi biliyor musunuz? Ya Rıza Sarraf konuşursa. Adam sonunda bülbül kesildi konuşmaya başladı. Rıza Sarraf, sahtekardır ama devletin sırlarını da parayla alan birisidir. Bakanlara rüşvet veren birisidir. Önünde diz çöktüren biridir.

TARİH: 11 EKİM 2013

Tarih 11 Ekim 2013; Rıza Sarraf’la dönemin işçileri bakanı telefonda konuşurlar.

Sarraf, “MİT beni takip ediyor. Emniyet beni takip ediyor. Bu doğru mu?” diye telefon ediyor. Güler’in cevabını okuyorum “Abicim sen hiç o konuda rahat ol. Sen rahat ol. Vallahi böyle bir şey varsa, senin önüne ben yatarım ya. Senin içişleri bakanlığında bir şeyin yok, MİT de bir şeyin yok.” Yani bir şeyin olursa ben senin önüne yatarım diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı söylüyor. Bakana diz çöktürmüş, neyle parayla. Devletin sırlarını öğreniyor, neyle? Parayla.

Sarraf’ın rüşvet dağıttığı birisi de Süleyman Aslan. Buna da Erdoğan sahip çıktı. Bakın ne diyor genel müdür için. Ayakkabı kutusunu evde tutup içine dolarlar koyan Erdoğan ne diyor: “Banka genel müdürünün dürüstlüğünden şüphem yoktur” Sormuyor ya arkadaş, kendi bankası dururken evde ayakkabı kutularının içine dolarları niçin istiflesin? Bunu sormuyor. “Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur. Olayı farklı yerlere çekme gayreti var” diyor. Bir şarlatan, bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Fakat bu yetmiyor, o da çok önemli.

Bu hükümetin tuttuğu avukat. New York’ta mahkemede savunuyor Rocco. Rıza Sarraf diyor ki “ben rüşvet verdim” diyor. Bu avukat söz alıyor, hükümetin tuttuğu avukat. “Yüksek makamlara rüşvet yollayan Atilla değil, Zarrab’tı. Süleyman Aslan Zarrab’tan utanmazca rüşvet aldı” Açık ve net Zarrab’ın Süleyman aslan’a rüşvet verdiğini söyledi. Senin gönderdiğin avukat o genel müdürün rüşvet aldığını söyledi. Sen ne yaptın? Ziraat bankası yönetim kuruluna atadın.

“MİT UYARDI HABERİN VARDI”

Efendim Reza Zarrab bülbül gibi ötünce casus oldu. Hain oldu. E düne kadar beraberdiniz. Tıpkı FETÖ gibi, aynı menzile yürüyorlardı. Düne kadar kolkolaydınız. Zarrab’a da ne istediyse verdiniz siz. Bakan istedi bakan verdiniz, rüşvet istediniz rüşvet verdi. Her şeyi para karşılığında yaptınız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Reza Zarrab hakkında soruşturma açtı. Gizli kalması gereken bilgileri temin ettiği gerekçesiyle mal varlığına el konmasına karar vermiş. Zarrab’ın casus olduğunu, her türlü bilgiyi aldığını size daha önce söylemiştim. Reza Zarrab’a devletin sırlarını kim verdi. Her şeye rağmen Trükiye Cumhuriyeti saygın bir devlet, saygın kurumları var. Ve 18 Nisan 2013 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne ir bilgi notu bırakılır. MİT, üç sayfalık bir bilgi notu bırakır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. “İran’a yönelik ekonomik ambargoya rağmen İranlı şahısların para transferi gerçekleştirilmesi bağlamında R. Sarraf’ın ABD’de yasaklı ilan edilebileceği, Ebru Gündeş Sarraf ile evliliği nedeniyle kamuoyunun dikkatini üzerine çektiği için Çağlayan ve Güler ile ilişkilerin açığa çıkması halinde bu bilgiler hükümet aleyhine kullanılabilir” deniyor. 17-25 Aralık’tan 9 ay önce gitmiş bu bilgi notu. Bu sahtekarın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet, senin önüne devletin en hassas kurumu tarafından önüne kondu. Sen bu dosyayı kapattın. Sen bunu görmezden geldin. Bu bilgileri kim verdi? Bu bilgilerin tamamını senin hükümetin verdi. Senin hükümetin, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sırlarını Zarrab’a teslim ettiler, para karşılığında üstelik. 27 Mart 2014’te ben bunu söyledim. Ama o zaman savcılar kulaklarını tıkıyorlardı. Çünkü Zarrab çok sevimli bir adamdı, çok hayırseverdi. Hala rüşvet dağıtıyordu, şimdi uyandılar. Erdoğan diyebilir ki, “Reza Zarrab beni kandırdı”. Tıpkı FETÖ gibi, PKK gibi. Vallahi de billahi de söylüyorum sevgili Erdoğan, Reza Zarrab seni hiç kandırmadı. Tüm olaylardan en başından beri haberin vardı. Beni kandırdı diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık’tan 9 ay önce, devletin en saygın kurumu senin önüne üç sayfa bilgi notu koydu.

KOZMİK ODA…

Şimdi soruşturmayı yapan savcılara sesleniyorum. Savcı kardeşlerim, sahtekarın peşine biraz geç düştünüz. Soruşturma dosyalarını kapattı başsavcılar. İlk yapacağınız iş, Zarrab dosyasını kapatan hakimleri meslekten atacaksınız. Onlar adalet dağıtmadılar. Bir sahtekarı savundular. Onlar adalet içinde adalet dağıtamazlar. Ona o bilgileri veren bakanları, hükümeti de sorgulayacaksınız. Zarrab’a ben bilgi vermedim. Telefonda konuşmadım. Yan yana gelmedim. Aleyhime yüzlerce dava açtı. Açmazsanız namertsiniz, dedim. Ne oldu? Ben haklı çıktım. Bu devlet sırlarını satmak yeni değil. FETÖ terör örgütüne kozmik odayı açan bunlar değil miydi? Devletin haremini bir terör örgütüne açan bunlar değil miydi? Bu vatana ihanet eden birilerini arıyorsanız, bunların başında Saray’da oturan kişi var. Sen başbakan değil miydin, kimdi bu ülkede başbakan? Tüm bunlardan santim santim haberdardın. Hesabını vereceksin kardeşim. Hesabını 2019’da, sandıkta soracağız.

“İRAN GİBİ YAPALIM”

Binali Yıldırım’a, sayın Başbakan’a açık ve net çağrı yapıyorum. Aramızda tartışmalar olabilir, ama Türkiye ile ilgili bir davanın ABD’de görüşülmesi beni rahatsız ediyor. Sayın Başbakan’a açık ve net ir çağrı yapmak istiyorum. Madem ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma açtı, gel parlamentoyu toplayalım. Bu lekeyi biz temizleyelim. Bizim ülkemizde rüşvet yiyenlerin suçlandığını ve yargılandığını tüm dünyaya ilan edelim. İran nasıl yaptıysa, biz de aynısını yapalım. Gelin, dosyayı yeniden açalım.

Gündem Kategorisinden...

Yukarı